<<<GERİ    SÜT HAYVANCILIĞIı GELİŞTİRME ve İSTİKRAR FONU PROJE ÖNERİSİ
 

Süt Hayvancılığı Geliştirme ve İstikrar Fonu Proje Önerisi

AMAÇ
Süte her üç ayda bir Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca taban fiyat verilip, Tarım İl Müdürlükleri'nin gözetiminde, üreticilerin kurduğu birlik ve kooperatiflerle, bütün tarafların hazır bulunmasıyla, açık arttırma usulü yapılacak ihale ile, süt piyasası oluşturulması sonucu;

1. Fiyat ve gelir istikrarı sağlayarak, üreticinin para kazanır, üretimini sürdürebilir hale getirilmesi,
2. Hayvancılığın geliştirilmesi için , orta ve uzun vadeli milli hayvancılık politikaları oluşturulması.
3. Üretim ve tüketimin arttırarak, iç talebin karşılanması, sağlıklı nesiller yetiştirilmesi.
YÖNTEM
'Süt Hayvancılığı Geliştirme ve İstikrar Fonu''kurularak, fiyat garantisi, yön verme ve istikrar sağlanacaktır.
KAYNAK
Sütün pazarlanmasında üreticilerden %1 ve alıcılardan %1 olmak üzere alınacak %2 pay ile devletçe, Destekleme ve istikrar Fonunda süt fiyatının %1'I oranındaki payın (primin) fona aktarılmasıyla , Süt Fonundan yeterli kaynak oluşacaktır.Süt mamüllerinin ithalatından yerli üreticileri korumak için alınacak vergilerin %50'sinin aktarılması fonu daha güçlü hale getirecektir.
GEREKÇE
Ülkemizde son yıllarda hayvancılık, yeterli politikalar üretilememesi ve özellikle terbiyevi ithalat anlayışının ısrarla sürdürülmesi sonucu Avrupa Birliği'nin, ihracat sübvansiyonları ile desteklenen hayvan ve hayvansal ürünleri nedeniyle, üreticinin para kazanamaması sonucu, yok olma noktasına gelmiştir.
Hayvancılığımızın geliştirilmesi amaçlı, Anlaşmalı Çiftçi Modeli'ne göre ithal edilen 283.000 adet damızlık gebe düvenin ancak 17.000 kadarının verim kayıtları tutulabilmiş, çok büyük bir kısmı takip edilememiştir. Bakım ve besleme şartlarının yetersizliği, süt piyasası ve yeterli süt fiyatı oluşturulamaması ve istikrar sağlanamaması sonucu, 300 milyon dolarlık damızlık ithalatından amaçlanan fayda sağlanamamıştır. Burada özel sektörün devreye sokulmasına rağmen, yeterli takip ve denetim yapılamadığından amaca ulaşılamamıştır.
Hayvancılığımızı geliştirmeye yönelik sıfır faizli ve %20 faizle uygulanan prrojelerden de, istikrar sağlanamaması nedeniyle amaçlanan fayda sağlanamamıştır. Avantajlı kredi kullanma şansına ulaşan üreticiler de mağdur olmuşlardır. 1998 yılında uygulanmak istenen Türkiye Hayvancılığını Geliştirme Projesi'nde, öngörülen %30 ve %45 faizle kredilendirmelerin tek başına yeterli olamayacağı, yakın tarihimizde yaşadığımız acı tecrübelerden anlaşılmaktadır. Önemli olan üretilen ürünün fiyatı olması, üreticinin para kazanması ve istikrardır. Bu halde, bir çok üretici kredi kullanmaya ihtiyaç duymadan, öz kaynaklarıyla işletmesini büyüterek, rantabl hale getirecektir. Bu nedenle, ülkemizin kıt kaynakların, süt piyasası oluşturulmasında ve İSTİKRAR PROGRAMI uygulanmasında kullanılmasının daha gerçekçi olacağı düşünülmektedir. Hayvancılığı gelişmiş ülkeler incelendiğinde, kendilerine özel hayvancılık model ve politikalarının olduğu, stratejik öneme haiz olduğu için istikrarı sağlamanın öncelikli olduğu görülmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği hayvansal üretimi arttıracak, en önemli önlem olan, ürünün devamlı fiyat istikrarını sağlayan mekanizmayı, Ortak Tarım Politikası çerçevesinde kurmuştur. Her yıl sütün eşik fiyatını belirleyip, bu fiyatın altında süt satışına izin vermeyerek, üreticinin belirli gelir düzeyini garanti etmekte, hayvancılık faaliyetini sürdürmesini sağlamaktadır. Üretim ve ihracat aşamasındaki sübvansiyonlarla, hem üretici ham de sanayici korunmaktadır. Sanayi işletmeleri, ülke ihtiyacı üzerindeki üretim fazlalarını müdahale stoklarına satmakta, bunların sübvansiyonlarla desteklenerek ihracı sağlanmaktadır. Ayrıca dünyanın en etkili tarife dışı engeli olan '' prelevman '' ile üreticileri korumaktadır. Tarımsal garanti yön verme fonu (FEAGO) çerçevesinde, istikrar sağlanmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde ise, Tarım Bakanlığı'na bağlı kamu müdahale kuruluşu olan Commodity Credit Corporation (ccc) tarafından yürütülen, taban fiyat (Loan price), hedef fiyat (targetprice) ve (deficiency payments) üreticiye doğrudan gelir desteği - iç yardım - uygulamaları ile, GSM 102 programında et, süt ürünleri (tereyağ, peynir vs), GSM 103 programında canlı hayvanlar ve bunların embriyoları yer almaktadır. Amerikan Tarım Yasası (Agricultural Adjustman Act) dayanarak, kendi tarım programlarını olumsuz yönde etkileyebilecek, sütten şekere çok sayıda tarım ürünü ithalatına miktar kısıtlamaları ve özel gümrük vergileri uygulamayı sürdürmektedir. ABD süt ve süt ürünlerinin ithalatına 60 yıl boyunca kota uygulamıştır.
Özetle, zirai üretimde, 1994 yılında çiftçinin eline geçen paradaki sübvansiyon % si Amerika'da, %22, Avrupa Birliği'nde %80.5, Japonya'da, %46.4, Kanada'da % 4 ve Türkiye'de %07 dir. Gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tümü koruma altında olup, liberal değildir. O ülkelerdeki yetiştiricilerin korunduğu kadar üreticilerimizinde korunması gerekir. Ülkemizinde bir süt hayvancılığı modeli olması, kendi politikamızı oluşturmamız gerekmekte olduğu aşikardır.
FON YÖNETİMİ VE YÖNLENDİRME KURULU
Tarım ve Köyişleri Bakanı'nın başkanlığında, Tarım müsteşarı, DPT müsteşarı, TÜGEM Genel Müdürü TİGEM Genel Müdürü, YÖK (Üniversite ) Temsilcisi, TZOB Başkani, SETBİR Başkanı, Türk Koop., Merkez Birliği Başkanı, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı, Süt Birlikleri temsilcisi ve Tüketici Dernekleri temsilcisi olmak üzere 12 kişiden oluşur.
Kurul, her üç ayda bir süte taban fiyatı ilan ederek, Bakanlık teşkilatları aracılığıyla, Süt Hayvancılığını Geliştirme ve İstikrar Fonu amaçlarının tahakkukunu sağlar.
Orta ve uzun vadeli istikrar programları ile milli hayvancılık politikalarının oluşumu, uygulanması ile hayvan yetiştiricilerinin korunması, teşvik tedbirleri, sübvansiyon uygulamaları vb. Süt hayvancılığı ile ilgili her konuda gerekli tedbir ve kararların alınmasında, hükümetlere önerilerde bulunur, yardımcı olur. Fon saymanlığı ve sekretarya hizmetleri bakanlıkça yürütülür.
FON BÜTÇESİ
A- FON GELİRLERİ
1- Sütün pazarlanmasından alınacak %1 pay:
Ülkemizin batı ve orta bölgelerinde üretilip, ihale ile satış imkanı olan 9.000 ton / gün süt x 360 gün / yıl =3.240.000 ton/ yıl süt, bu sistemle örneğin 85.000 TL. Toplam süt piyasası oluşacaktır. Bu satıştan üreticilerden %1 payın fona alınmasıyla 2.754.000.000.000 TL.( İkitrilyonyediyüzellidörtmilyar) bir kaynak oluşacaktır. Sütten alınmakta olan stopajın borsalarda olduğu gibi %1'e düşürülmesi ve %1 Bağ Kur Kesintisinin kaldırılmasından sonra, süt artışından fona ayrılan pay artırılabilir.

2- Sütün pazarlanmasından, alıcılardan alınacak %1 pay:
İhale sonucu oluşan fiyatın %1'i oranında pay, sütü alan sanayici, mandıra ve yoğurtçulardan fona alınacaktır. Bu miktar, üreticilerden alınan kadar olup, her yıl pazarlanan süt miktarı arttıkça çoğalacaktır. Beklenen dört yıllık rakamlar aşağıda gelir bütçesi tahmininde gösterilmiştir